KESKİN
HAVA KUVVETLERİNE İLK UÇAK Keskin halkı Kurtuluş savaşından hemen sonra bir uçak satın alarak yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ ne hediye etmiştir. KESKİN-1 adı verilen uçak, uzun yıllar Türk Ordusunda hizmet görmüştür. O TARİH'DE HAVA KUVVETLERİNE İLK KATILAN PİLOTLARDAN BİRİ BERKYÜREK AİLESİNDEN OLDUĞUNU BİLİYORMUSUNUZ..? Bunları Biliyormusunuz…? Keskin Kurtuluş Savaşı'nda özel bir yere sahip olmuştur. Ordunun kullandığı cephanenin önemli bir kısmı Keskin'de kurulan Fişek Fabrikası'ndan gelmiştir. erkekler savaşta olduğundan ilçede sadece kadın ve çocuklar kalmıştır ve üretim de bunlar aracılığıyla yapılmıştır. Eski askeriye binası fabrika haline getirilmiştir. O dönemde Ankara'ya bağlı olan Keskin, Kurtuluş Savaşı'nda büyük kahramanlıklar göstermiştir. Bilindiği üzere savaşta en fazla şehidi Keskin' vermiştir.
KESKİN
TARİHİ VE COĞRAFİ YAPISI
Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmeyen Keskin ilçesinin tarihi belge ve seyahatnamelerden edinilen bilgilere göre eski bir tarihe sahip olduğu anlaşılmaktadır. Keskin, Denek Dağı yakınlarında kurulmuş olmasından dolayı önceleri Denek Madeni adını almış, daha sonra Keskin Madeni denilmiştir. Bilahare kısaltılarak KESKİN adını almıştır. Keskin ismi pek çok tarihi belgede belli bir yerleşim merkezinden çok şimdiki Elmadağ ile Kırşehir,Yozgat arasındaki coğrafi bölgeyi kastetmek üzere kullanılmıştır.
Keskin adının nereden geldiği de kesin olarak bilinmemektedir. Evliya Çelebi, Seyahatnamelerinde Sivas Eyaleti’ ne bağlı Sancaklardan söz ederken Çorum Sancağı’ndan sonra Keskin Sancağı’ndan da söz etmektedir. Buna göre Keskin’ in yakınında bir Şehir olduğu, Keskin adının muhtemelen buradan geldiği sanılmaktadır. Ancak İlçeye 8 km. uzaklıktaki Ceritkale Köyü’nde Etilerden kalma kayalara oyulmuş mağaralar içinde bulunmuş olan kabartma boğa ve aslan resimlerinden, İlçenin tarihinin daha eskiye dayandığı anlaşılmaktadır.
Anadolu’nun Türkleşmesi sürecinde Orta Asya’dan gelen Türk boyları,uygun buldukları yerlerde konaklayarak geleneksel yaşama biçimlerinden zamanla yerleşik düzene geçmiş,tarım,zanaat ve ticarete başlamışlardır. Ankara,Kırşehir ve yöresinde egemenlik süren Türk Beylikleri Osmanlı Devletinin Anadolu Birliğini tesis etme sürecinde Osmanlı egemenliğine girerek yaşamlarının sürdürmüşlerdir.
Keskin, tarihimizde önemli görevler ifa etmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ ün Sivas Kongresi’nde alınan bir kararla Ankara’ ya intikalinde güzergahta bulunan Keskin eşrafı Kırşehir ile temas kurmuş, Atatürk’ ün yakın silah arkadaşı Ali Fuat CEBESOY’ da gizlice Keskin’ e gelerek güzergahı Keskinlilerle belirlemiştir. Padişah yanlısı olan Ankara Valisi ve Çorum Mutasarrıfı 17 Eylül 1919 da Sungurlu’ ya, oradan da Keskin’e gelmiştir. Ankara’ ya geçmekte olan Vali’ yi Elmadağ-Yahşihan arasında bulunan “Kılıçlar beli”n de Keskin ve Polatlı çeteleri ani bir baskınla etkisiz hale getirerek teslim almışlar ve Mustafa Kemal Atatürk’ e teslim etmişlerdir.
Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Ankara’ ya müteveccihen Sivas’ dan hareketle Kayseri’ ye, oradan da Kırşehir, Hacıbektaş ve Mucur yolu ile 25 Aralıkta Kaman’ a gelmişlerdir. Geceyi köy odasında geçiren Atatürk, Keskin’ in ileri gelenlerini Kaman’ a çağırmış o gece Ankara’ ya geçiş planlanmış, Kaman’ dan 26 Aralık Cuma günü hareketle Keskinlilerin koruma ve gözetiminde İğdebeli-Köprüköy yolu ile Bala’ ya gelinmiş, vaktin geç olması ve bölgenin Ormanlık olmasından dolayı Keskinli süvarilerle gece Beynam’ da geçirilmiş ve 27 Aralık 1919 da Dikmen sırtlarından Ankara ya girilmiştir.
Milli Mücadele kararına gönülden katılan Keskin, böylece bu harekete destek vermiş, bu hareketin içinde fiilen yer alarak bu büyük şereften payını almıştır.
Keskin halkı 1926’ da bir uçak satın alarak yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ ne hediye etmiştir. KESKİN-1 adı verilen uçak, uzun yıllar Türk Ordusunda hizmet görmüştür.
Keskin 1859 yılında Belediye, 1891 yılında Kırşehir Sancağına bağlı İlçe olmuştur. Yakın köy ve kasabalardan yapılan göçler sonunda nüfusu artmış ve kaza merkezi büyümüştür.
Konum itibariyle Denek Dağının 5 km. güneyinde At tepesi ile Kartal tepesinin yamaçlarında kurulmuştur. Kırıkkale İlinin güneyinde Ankara'ya 105 km.'dir. Kırıkkale'ye 27 km. mesafede bulunmaktadır. Kırıkkale-Kayseri yolu üzerindedir.
Yüzölçümü 1463 km2 ve rakımı 1140 metredir. İlçeye bağlı Belediye iken 29.07.1991 tarihinde ilçe olan Çelebi ilçesi de bu yüz ölçüme dahildir. İlçenin arazisi bir yayla görünümündedir. Güneybatıda Kızılırmak vadisi ile doğuda Delice çayı arasında uzanır. Yaylanın güneydoğusunda Denek Dagi, güneybatısında Böhrek dağları çevrelemektedir. İlçenin güneybatısı Çelebi dağı ile çevrilmiştir. Ilçe merkez çevresi küçük tepeler ve düzlüklerle çevrilidir. Kuzeyde Kırıkkale Ili ve Balışeyh İlçesi, doğuda Çiçekdağı ve Delice İlçesi, batıda Karakeçili, güneyde Çelebi ve Kırşehir İlinin Kaman ve Akpınar İlçeleri ile komsudur. Keskin'de Iç Anadolu Bölgesinde görülen tipik kara iklimi hakimdir. 2000 yılında yapılan nüfus sayımına göre ilçe merkez nüfusu 34.827, kasaba ve köylerin toplamı ise 24.323'dür. İlçenin genel toplamı ise 59.150'dir. İlçeye Konur, Köprüköy ve Ceritmumunlu kasabaları ile 52 köy bağlıdır.
NÜFUS DURUMU :
22 Ekim 2000 tarihinde yapılan Nüfus sayımının sonuçlarına göre;
İlçe Merkez Nüfusu : 34.827
Kasaba ve Köylerinin Nüfusu : 24.040
İlçenin Toplam Nüfusu : 58.867
İlçede tarıma elverişli olan yerlerde nüfus yoğunluğu artmakta, toprağın tarıma elverişli olmadığı yörelerde azalmaktadır.
İlçemizin sınırları içinde tarıma elverişsiz olan kesimlerde ciddi bir nüfus erozyonu görülmektedir. Yerleşim yerlerinden Keskin İlçe Merkezine, Kırıkkale’ ye , Ankara’ ya ve diğer il ve ilçelere, az miktarda da olsa yurtdışına göç olmaktadır.
Bu göçler sebebiyle ilçe nüfusunda bir azalma görülmektedir. İlçe nüfusunun büyük bir kısmı tarım ve hayvancılıkla, çok az bir bölümü ise küçük el sanatları ile uğraşmaktadır. Nüfusun %60’ ı erkek, %40’ ı kadındır. Okuma yazma oranı %97 olarak tespit edilmiştir.
İLÇENİN KÜLTÜR VARLIKLARI:
-Haydar Sultan Türbesi : Keskin’in 22 km güneybatısında Haydar Sultan köyünde bulunan türbe külliyenin bir parçasıdır. Türbeden başka küçük bir cami,kuyu,hazire ve çeşme mevcuttur. Şu anda kapalı olan kuyunun bazı hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir. Haydar Sultan’ın Hoca Ahmet Yesevi’ nin oğlu olduğuna inanılır. Türbe zamanla geçirdiği tamiratlar nedeniyle asıl özelliğini kaybetmiştir. Keskin Kaymakamlığı tarafından Selçuklu-Osmanlı Mimarisi özelliklerinde restore edilmektedir.
-Fişekhane Binası : Binanın ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Ankara Vilayet salnamesinde 1907 yılında askeri amaçlarla kullanıldığı yazmaktadır.Milli Mücadele yıllarında 1921-1925 arasında fişek fabrikası olarak kullanılmıştır. Şu anda İmam Hatip Lisesi olarak hizmet vermektedir.
-Kibrithane Binası : 1903 yılında kibrit fabrikası olarak kurulduğu bilinmektedir.Halen Halk Eğitim Merkezi olarak hizmet vermektedir.
-Taş Mektep(Kız Mektebi) : 1913 yılında Kız Mektebi olarak yapılmış olup halen halk kütüphanesidir.
-Keskin Evleri : 1550 li yıllardan beri kaza olduğu bilinen keskin’de pek çok eski Türk evi mevcut olup bunlar tescilli kültür varlığı niteliğindedir.Genellikle iki katlıdır. Alt kat kagir,üst kat ahşap olarak yapılmıştır. Çatılar genellikle üçgen alınlıdır. Ara dolgular kerpiçtir.
-Çeşnigir Köprüsü : Köprü Beldesi ile Karakeçili arasında Kızılırmak üzerindedir. 1200 yıllarında yapılmış Selçuklu Devri eseridir. Köprünün baş kısmında han veya kervansaray kalıntıları bulunmaktadır.
-Sulu Mağara : İlçe merkezindedir.Erken Hıristiyanlık dönemi yerleşim alanı ya da başka söyleyişle yer altı şehridir. 1996 yılında MTA tarafından hakkında kapsamlı bir rapor hazırlanmış ve haritası çıkarılmıştır.
-Ceritkale Köyü kaya yerleşmeleri : M.Ö. 1500 yıllarında yerleşim yeri olarak kullanıldığı tespit edilmiştir.
-Ortodoks Kilisesi : Geç dönem Ortodoks kilisesidir. Dört sütunlu haç planı şeması görünümündedir. Bu bölgede yaşayan ermeni ve Rumların kullandığı bilinmektedir. Bu azınlıklar mübadelede Anadolu’dan ayrılmıştır.
-Halk Oyunları : İlçemizin kendine özgü halay oyunu ile,Kültür Bakanlığı repertuarında mevcut bozlak türü derlenmiş türküleri mevcuttur.
KESKİN TÜRKÜLERİ :
Allı Durnam Bizim Ele Varırsan
Allı Durnam Bizim Ele Varırsan
Şeker Söyle, Kaymak Söyle, Bal Söyle
Gülüm Gülüm, Kırıldı Kolum,
Tutmuyor Elim,Durnalar Hey
Ah Gülüm Gülüm, Yar Gülüm Gülüm
Kız Gülüm Gülüm, Durnalar Hey
Eğer Bizi Sual Eden Olursa
Boynu Bükük, Benzi Soluk Yar Söyle
Allı Durnam Ne Gezersin Havada
Arabam Kırıldı Kaldım Burada
Gülüm Gülüm, Kırıldı Kolum,
Tutmuyor Elim,Durnalar Hey
Ah Gülüm Gülüm, Yar Gülüm Gülüm
Kız Gülüm Gülüm, Durnalar Hey
Ne Onmamış Bir Kulmuşum Dünyada
Akşam Oldu Allı Durnam Dön Geri
Altın yüzük ulanmaz
Altın yüzük ulanmaz
Suya atsan bulanmaz
El kızı değilmi ki
Kurban olsan inanmaz.
Sen az doldur sevdiğim içemiyom ben
Ne kadar güzelisen geçemiyom ben
Altın yüzük yaptırdım
Samsun usdalarına
Doktor ilaç vermiyo
Sevda hastalarına
Sen az doldur sevdiğim içemiyom ben
Ne kadar güzelisen geçemiyom ben
Açtım perdeyi durnamı gördüm
(Aman)
Açtım perdeyi de (of) durnamı gördüm
Dost yüzünden artar efkarım derdim (of of vay derdim)
Yarenler aşkına da bir selam verdim
Durna ben mahkumum avcı değilim
(Aman)
Eğer durnam varırsan bizim ellere (of)
Selam söyle orda açan güllere (of of of güllere)
Söyleyin derdimi esen yellere
Durna ben mahkumum avcı değilim
Bir yiğit gurbete gitse
Bir yiğit gurbete gitse,
Gör başına neler gelir.
Garip sılayı andıkça,
Yaş gözüne dolar gelir.
Bağrıma basarım taşlar,
Akıttın gözümden yaşlar.
Yavrusun yitiren kuşlar,
Yuvasına döner gelir.
Evlerinin önü söğüt,
Atalardan almış öğüt.
Yarinden ayrılan yiğit,
Sılasına döner gelir.
Bugün Ayın Işığı
Bugün Ayın Işığı
Elinde Bal Kaşığı
Gine Nerden Geliyon da
Mehlenin Yakışığı
Vay Nerdesin Nerdesin
Kaldır Camın Perdesin
Diyeceğim Çok Amma da
Pek Kalaba Yerdesin
Karşıdan Geçti Gelin
Elinde Desti Gelin
Sallan Boyun Göreyim de
Gençliğim Geçti Gelin
Vay Ne Olur Ne Olur
Sevda Sırınan Olur
Gözdür Alemi Gezer de
Gönül Birinen Olur
Bura mıdır koçyiğitler vatanı
Bura mıdır koçyiğitler vatanı
Aramazlar gurbet elde yiteni
Ak göğsün üstünde şeker dikeni
O da birgün imiş geçti neyleyim
Koçunun dağına da çıkaydım hemen
Geldi alıcı kuşum avcısı tamam
Alemin yaylaya göçtüğü zaman
O da birgün imiş geçti neyleyim
Değirmenin bendine
Değirmenin bendine,
Taş dönmüyor dönmüyor.
Döner kendi kendine,
Acar gelin arabadan inmiyor.
Değirmene taş koydum,
Taş dönmüyor dönmüyor.
Bir yastığa baş koydum,
Acar gelin arabadan inmiyor.
Döndün Mü Benden Yüzü Dönesi
Döndün Mü Benden Yüzü Dönesi
Verdiğin İkrara Saldım Ben Seni
İkrarı Boynuna Kement Olası
Verdiğin İkrara Saldım Ben Seni
İkrar Verir İkrarından Dönücü
Arayıp Da Kendi Gibisin Bulucu
Batunundan Değsin Hakk'ın Kılıcı
Verdiğin İkrara Saldım Ben Seni
İkrar Verdim İkrarıma Güderim
Senin Gibi İkrarsızı Niderdim
Varır Bir İkrarlıya Hizmet Ederim
Verdiğin İkrara Saldım Ben Seni
Uzun Yaylanıza Çıhmayım Derdim
Soğuk Sularınızı İçmeyim Derdim
Serden Geçip Sizden Geçmeyim Derdim
Verdiğin İkrara Saldım Ben Seni
Entarisi morumuş
Entarisi morumuş
Yar sevmesi zorumuş
Heveslendim yar sevdim de
İstiyeni çoğumuş
Entarisi moruna
Varmam emmim oğluna
Altın saat yaptırdım da
Sevdiğimin koluna
Entarisi mavili
Nerde kurdun kavili
Evvel böyle değildin de
Şimdi gönlün belli
Mavilim mavişelim
Mavilim mavişelim
Tenhada buluşalım (mavilim)
Kurban olduğum allah
Tez gönder kavuşalım (mavilim)
Mavilim herg ediyo
Hergini terk ediyo (mavilim)
Hergin başını yesin
Yarim elden gidiyo (mavilim)
Mavilim kalk gidelim
Feneri yak gidelim (mavilim)
Bizimle gelen olmaz
Sılayı terk edelim (mavilim)
Ne Güzel Yakışmış Allar Ayşe'ye
Ne Güzel Yakışmış Allar Avşe'ye
Boyların Benzetmiş Mor Menevşeye (Vay Vay)
Aman Nenni Mor Menevşeye
Gülüm Şaşırıyorum Ben Bu İşe
Lavanta Doldurmuş Billur Şişeye
Ahdımı Alırım Kovmam Sevdiğim (Vay Vay)
Aman Nenni Mor Menevşeye
Gülüm Şaşırıyorum Ben Bu İşe
Menevşe Biter De Bahar Yaz Gelir
Bizim Ele Ördeğinen Kaz Gelir (Vay Vay)
Aman Nenni Mor Menevşeye
Gülüm Şaşırıyorum Ben Bu İşe
Karışmış Gelinlerinen Kız Gelir
Ahtımı Alırım Kovmam Sevdiğim (Vay Vay)
Aman Nenni Mor Menevşeye
Gülüm Şaşırıyorum Ben Bu İşe
Sunayı Da Deli Gönül
Sunayı da deli gönül sunayı
Ben yoluna terk eyledim sılayı
Armağan gönderdim telli turnayı
İner gider bir gözleri sürmeli
Sabahtan uğradım yarin yurduna
Dayanılmaz firkatine derdine
Yıkılası karlı dağın ardına
Aşar gider bir gözleri sürmeli
Ateş yanmayınca duman mı tüter
Ak gerdan üstünde çimen mi biter
Vakti gelmeyince bülbül mü öter
Öter gider bir gözleri sürmeli
Karacaoğlan kapınıza kul gibi
Gönül küsüverse ince kıl gibi
Seherde açılmış gonca gül gibi
Kokar gider bir gözleri sürmeli
Sürüler İçinde Sürmeli Koyun
Sürüler İçinde Sürmeli Koyun
Şafaklar Atıyor Sarhoşum Duyun (A Canım Gel Duyun)
Son Kadehte Yaptın Bana Bir Oyun
Ni Yandasın Sürmeli Palazım Niyanda Hadaman Niyanda
Ellerim Saz Çalar Gözüm İhvanda Hadaman İhvanda
Aşağıdan Gelir Gelinin Göcü
Gelin Mi Ettiler Canımın İçi (A Canım Gel İçi)
Beş Sene Sakladım Verdiğin Saçı
Ni Yandasın Sürmeli Palazım Niyanda Hadaman Niyanda
Ellerim Saz Çalar Gözüm İhvanda Hadaman İhvanda
İki Çeşme Yaptım Altın Oluklu
Soyunu Bağladım Ala Balıklı (A Canım Alabalıklı)
Bir Yar Sevdim O Da Benden Yanıklı
Ni Yandasın Sürmeli Palazım Niyanda Hadaman Niyanda
Ellerim Saz Çalar Gözüm İhvanda Hadaman İhvanda
Yüce dağ başına yağan kar İdim
Yüce dağ başına yağan kar idim
Yağdı yağmur güneş vurdu eridim
Evvel yarin sevdiğide ben idim
Şimdi uzaklardan bakan ben oldum
Yüce dağ başında yatmış uyumuş
Ela gözlerini uyku bürümüş
Evvel güçcüğüdü şimdi büyümüş
Şimdi uzaklardan bakan ben oldum